Buralarda din, siyaset, milli duygular üzerine yazmaktan hiç hoşlanmıyorum. Görüşlerim ve inançlarım hakkında bir şeyler çaktırmaktan özellikle kaçınıyorum. Bunlar gerçekten fazla şahsi şeyler. Ama son günlerde anladım ki artık “şahsiyet” diye bir şey kalmamış. Şu an kendimi…
Bir bebeğin doğup doğmaması annesi ve babasına ait bir karardır. Yaşama hakkı var dediğin bebeği sen mi dünyaya getireceksin? Ona bir aile ve gelecek verecek misin? Hayır.
O zaman bu konuda konuşma hakkın yoktur. Bu kadar net.
Gerçekten istenmeyen gebeliklerin ürünüsünüz.
29 mayıs 2012. Ve Türkiye, okul başarı puanını kaldırarak zaten vasıfsız hale gelmiş fen, anadolu ve sosyal bilimler liselerini imam hatiplerin, meslek liselerinin gerisine atar.
Okumayalım, evlenelim, doğumda ölene kadar çocuk yapalım.
İstediği bu çünkü.
(Source: rasyonalize, via helinistik)
Bir çocuğu doğurup doğurmayacağımıza yahut nasıl doğuracağımıza kendimiz karar verebiliriz.
Ebilmek: yeterlilik fiili.
deniz ürünleriyle evlenebilirim arkadaşlar.
merhaba.
balo elbisesi arkadaşlar.
hayır ben öyle bi insanmışım ki.
götümün kalkmasıyla dersaneyi siktir etme potansiyelim tavan yaptı.
ben ne biçim insanmışım arkadaş ya.
Hiç çalışmadan 75+ görünce götüm kalktı tabii arkadaşlar…
HAYIR GERÇEKTEN KALKTI.
AHAHA.
LAN.
Kazanırsam gerçekten “çalışmadan başardı”nın örneği olucam.
2 aydır haftada 1 kere dersaneye uğruyorum lan.
“Bu fotoğrafa baktığımda gülümsediğimi görüyorum, buna baktığımda ise oraya ait olduğumu hissediyorum bunu tutkuyla hiç bitmeyecekmiş gibi hissediyorum üstelik. Anlatabiliyor muyum? Ben buraya ait değilim.”